BÜYÜKKENT VE MEGAKENT SORUNU
- mimarserkanakin
- 4 Tem 2023
- 2 dakikada okunur
Kent yaşamı, düşüncesi ve formu: varlığı itibarı ile hiçbir probleminin çözülememesi üzerine kurgulanmış bir yaşam formudur.
Kentte mülkiyet, üretim, insani değerler, ticaret, ulaşım, eğitim, ihtiyaçlar vb. her şey bilerek tarihsel ve doğal seyrinden kopartılmıştır.
Kente yaptığınız her türlü düzenleme talep doğurur, talep de yeni düzenleme gerektirir, bu paradoks hiç bitmez.
Bu metafor kentleri büyütür ve büyükkentler ortaya çıkar.
Kentlerin büyümesi şaşaayı ve ışıltıyı büyütür ama adı üzerinde sorunlar da büyür.
Kentler büyüyünce doğal yaşam, insanlık, adalet, merhamet, vb. yok olur.
Yakın gelecekte insanlığı daha büyük tehlikeler beklemekte. İçinden çıkılmaz büyükkent metaforu insanlığı megakent çıkmazına sürüklemektedir.
Megakentler milyonlarca insanın hiçbir problemini bırakın çözmeyi çözümü aklının ucundan bile geçiremeyeceği büyük bir yıkım olarak geliyor.
Rant, faizli kredi sistemi, mülkiyete sahip olamama, kiracılık, trafik, pahalılık, temel insani hizmetlere erişememe, sağlık, eğitim ve sosyal ihtiyaçların karşılanamaması megakentlerin doğal süreci içinde yer alacak.
Herkes bu yıkıcı sürece dikkat kesilmeli ve hazırlığını ona göre yapmalıdır.
İnsanlık ve ulus devletler megakent baskısını mevcut yaklaşım ve paradigmalarla kaldıramaz, yönetemez, sürdüremez.
Megakentler insanlığı ve ulus devletleri yutar yok eder.
Megakentler bir insanlık sorunudur. İnsanlığın büyük reset, megakent, dijital medeniyet baskısına karşı temel iki çözüm alanı ve yaşam formu bulunmaktadır.
Kırsal alanlar (doğal yaşam)
Tarihi şehirler (kadim bilgi)
Bu iki yaşam alanı geleceğimiz için çok önemli.
Kırsal alan ya da taşra:
Nüfus yoğunluğunun düşük olduğu yerleşim alanları,
Üretimin endüstriyel değil geleneksel olduğu, tarım ve hayvancılığa dayandığı yerleşim alanları,
Yani megakentlere dair hiçbir etkinin, baskının, olumsuz durumun olmadığı yerleşimlerdir.
Tarihi şehirler alanlar:
Geçmişte yaşamış insan topluluklarının kalıntılarının bulunduğu, önceki dönemde yaşamış insanlardan kalan yapı ve alanlara verilen addır.
On binlerce yıllık kadîm bilgiyi, insanlık tecrübesini içeren, tüm savaşları, yıkımları afetleri aşmış yerleşimlerdir.
Kırsal alanlar ve tarihi şehirler milyonlarca yıllık doğal sürecin ve on binlerce yıllık insanlık bilgisinin ışığında var oldukları için:
Bize umut olacaklar,
Bizi modern sonrası megakent akreditasyonundan ve baskısından uzak tutacaklar,
Kaos ve reset sonrası yeniden inşa için örnek olacaklardır.
Kırsal alanlar ve tarihi şehirler bizi gelecekteki bu üç büyük tehlikeden uzak tutacakları için kentten kırsala ve ufak kasabalara göç trendinin kontrol altında tutulması ve kentin kötülüklerinin bu değerli alanlara boca edilmesinin önüne geçilmelidir.
Bu açıdan baktığımızda köy yerleşik alanlarının ve tarihi şehirlerin rant, betonarme inşaat, kentli alışkanlığı, yap-sat, havuzlu villa, site-rezidans vb. baskılardan kurtarılmalıdır.
Kırsal alanlar ve tarihi şehirler bizim geleceğimizdir.
Serkan AKIN








Yorumlar